Blog

  • ÇİLEK VE HAYATIMIZA DAHİL OLUŞUNUN HİKAYESİ

    Günümüzün en popüler meyvelerinden biri olan kırmızı, tatlı mı tatlı çilek temel olarak bir Kuzey Amerika bitkisidir. Avrupalılar 1800’lü yıllarda yerli Amerikalılarla çilek ticaretine başladıktan sonra çilek tüm dünyaya yayılmaya başlamıştır.

     

    Aslında Tam Olarak Meyve Değil

    Çileğin meyve olduğu yönünde yaygın bir inanış vardır. Oysa etli kırmızı dış büyüme, çilek bitkisinin çiçeğinin orta kısmıdır. Bu sebepten ötürü çilek ‘’yanlış meyve’’ olarak da bilinir. Yenilebilir oluşundan ötürü çilek bitkisinin çiçeği meyve olarak kabul görmüştür.

     

     

    Çileğin Ana Vatanı

    Ticari çilek iki yabani çeşidin, Fragaria virginiana’yı (doğu çayır çileği) ve Fragaria chiloensis’i (plaj çiçeği) birbirine aşılayarak oluşturulur. Çileğin ana vatanı olan Amerika Birleşik Devletleri’nde sadece Kaliforniya eyaletinde 25 bin dönümlük çilek çiftlikleri bulunmaktadır.

     

    ‘Çilek’ Kelimesinin Kökeni

    Çilek kelimesinin İngilizcesi strawberry ‘’straw(saman)’’ ve berry(dut-meyve) kelimelerinden oluşur. Bunun sebebi bir çiftçinin bitkileri nemli kalması, yabani otların büyümesini engellemesi, temiz ve taze tutması için bitkiye saman ile malçlama uygulaması yapmasından türetilmiştir.

     

     

    Tarihte Çileğin Kullanım alanları

    Antik Avrupa’da, Roma’da, yabani çilek sağlık için kullanılmaktaydı ve birbirinden farklı hastalıklar için birçok farklı ilaçların yapımında kullanılmaktaydı. Fransa’da da çilek tıbbi amaçlar için kullanılmıştır. Tedavilerde çilek meyvesinin yanı sıra çilek bitkisinin kökleri ve yaprakları da kullanılmıştır.

     

    Çilek Banyosu

    Fransız sosyetesinden biri olan Theresa Tallien, kozmetikte ve yüz bakımında çilek kullanımını yaygınlaştırdı. Theresa Tallien banyo suyuna dilimlenmiş çilekler atardı. ‘’Çilek banyosu’’ dediği bu yöntemin onu her türlü cilt probleminden koruduğuna inanırdı. Bu durum ise çileklerin kozmetik dünyasında da kullanılmaya başlamasına ön ayak olmuştur.

     

    Kozmetik Ürünler

    20. yüzyılda çilek hoş kokusu ve cilt için sağlıklı olması sebebiyle kozmetik ürünlerde kullanılmaya başlamıştır. Zaman içinde gerçek çilek ile üretilen şampuanların, nemlendiricilerin, temizleyicilerin, sabunların yerlerini çilek aroması ile üretilen kozmetik ürünleri almıştır.

     

     

    Dünyaya Yayılışı

    Çilek dünyanın birçok yerinde yetiştirilmektedir. Temel olarak, ılıman ülkelerde yetişen çilek, günümüzde çeşitli tropikal iklimlere adapte edilmiştir. Tatlı ve lezzetli meyve çilek, popüler ve aynı zamanda besleyici bir meyvedir. Bu yüzden yeryüzündeki harika meyvelerden biridir.

  • Karamelize Soğan Lezzeti

    Kısık ateşte ağır ağır karamelize edilmiş soğanlar apayrı bir lezzet dönüşümü yaşarlar. Birçok yemeğe lezzet katacak karamelize soğan elde etmek içinse dikkat edilmesi gereken püf noktalar var.

     

    Zamana Yayın

    Gerçek bir karamelize soğan kısa süre içinde elde edilemez. Harlı ateşte kavrulan soğanlara esmer şeker ve balzamik sirke ekleyerek karamelize soğan görünümü elde edilebilir ancak usulüne uygun karamelize edilmiş soğanın lezzetinden yoksun olur.

     

    Yüksek Ateşten Uzak Durun

    Karamelize soğan yapmanın en doğru yolu büyük bir tava alıp orta-kısık ateşte soğanların pişmesine izin vermektir. Bu sıcaklıkta, soğan katmanlarının içinde sıkışan şekerler sürekli olarak karamelize olurlar, asla yanmazlar ama giderek daha fazla altın rengine bürünür ve lezzetlenirler.

     

     

     

     

     

    Tavanın Isısına Dikkat Edin

    Bu işlemi yaparken sürekli ocağın başında beklemenize yok. Her 5 – 10 dakikada bir karıştırmanız ve kontrol etmeniz yeterli olacaktır. Tavanın tabanına yapışan yapışkan tabakayı iyice karıştırın. Tavanın ısısını sabit bir derecede tutmaya özen gösterin ve yanmamasına özen gösterin.

     

    Uzun Süre Saklayabilirsiniz

    Karamelize etme işlemi 3 veya 4 büyük soğan için ortalama 1 saat sürer. Karamelize olmuş soğanlar buzdolabında bir hafta boyunca tazeliğini korumaya devam eder. İsterseniz küçük porsiyonlar halinde ayırarak daha sonra kullanmak için derin dondurucuda da saklayabilirsiniz.

     

     

     

     

     

     

     

    Soğanlar

    Herhangi bir soğan çeşidi karamelize edilebilir. Sarı soğanlar en kolay şekilde karamelize olanlardır ve birçok yemek için kullanılabilir. Kırmızı soğanlar ise derin mor renkleriyle eğlenceli bir görünüme sahip olurlar, pizza ve salatalara mükemmel bir lezzet katarlar.

     

    Tava

    Soğanları karamelize ederken paslanmaz çelik veya dökme demir tava kullanmanız önerilir. Yapışmaz bir tavada elbette soğanlar karamelize edilebilir fakat ona asıl lezzeti veren şey tavanın dibine yapışan tabakayı kazıyıp soğanlarla karıştırmaktır ve bunu yapışmaz bir tavada yapamazsınız.

     

     

     

     

     

     

     

     

    Karamelize Soğan Kullanımı için Fikirler

    Karamelize soğanlarınızı hazırladınız, peki bambaşka bir lezzet farkı yaratmak için onları nasıl kullanacaksınız? Çabucak hazırlayabileceğiniz bir atıştırmalık için kızarmış ekmelerin üzerine ekleyebilirsiniz. Dilerseniz çorbalarda kullanabilir, kızartmalarınızın yanına ekleyebilirsiniz. Makarna için hazırladığınız soslara bir kaşık karamelize soğan ekleyerek büyük bir lezzet farkı yaratabilirsiniz.

     

    Karamelize soğanın kullanılamayacağı bir yemek düşünmek oldukça güç. Hayal gücünüzü kullanmaktan korkmayın ve damak tadınıza güvenin. Ortaya çıkacak lezzetlere kendiniz bile hayret edebilirsiniz. Siz de karamelize soğan yapmayı seviyorsanız onları kullanmayı en sevdiğiniz yöntemi bizimle paylaşabilirsiniz.

  • Gıdaları Nasıl Pişirdiğiniz Besin Değerlerini Etkiliyor

    Sağlık uzmanlarının çoğu, gıdaların en doğal haliyle, taze ve işlenmemiş olarak tüketilmesi gerektiğini öneriyor. Pek çok sebze meyve çiğ halleriyle yeterince sağlıklı olmasına rağmen, bazı yiyeceklerin pişirildiğinde daha fazla besin öğesi içerdiğini öğrenmek bir hayli şaşırtıcı.

    Pişirmek Besinleri Serbest Bırakıyor

    Almanların yaptığı bir çalışmada, çiğ gıda diyeti yapan kişilerin, domateslerde bulunan likopen seviyelerinin düşük olduğu bulunmuştur. Bunun sebebi taze domatese göre pişirilmiş domateslerdeki likopen seviyesinin daha fazla olmasıdır. Pişirmek birçok bitkinin kalın hücre duvarlarını yıkar ve içinde saklanan besinleri serbest bırakır.

    Yiyeceklerin besin değerlerinden en üst düzeyde yararlanabilmeniz için sebzelerin en sağlıklı tüketim yolunu sizler için hazırladık.

     

     

     

     

     

    Çiğ Yenenler

    Brokoli: Bu sebzeyi fazla pişirmekten kaçının. Brokoliler ısıtıldığı zaman içeriğindeki önemli bir enzim zarar görmektedir. Glukosinolatlar olarak adlandırılan bu yararlı enzim anti-kanser bir bileşiktir.

    Soğan: Cornell Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, soğan pişirilmesi, sebzenin kansere karşı savaşan antioksidan içeren doğal meyve sularını kaldırabilir.

    Biber: 190 derecenin üzerinde bir biber yemek C vitamini içeriğini yüzde 150’ye kadar azaltır. Biberde bulunan bütün besin değerlerinden yararlanmak için çiğ olarak tüketilmesi tavsiye ediliyor.

    Su teresi: Brokoli gibi su teresi içerisindeki enzim sıcaklığa maruz kaldığında kolayca zarar görebilir. Sağlıklı bir C vitamini, kalsiyum ve magnezyum elde etmek için çiğ olarak tüketin.

    Sarımsak: Sarımsak yemek, vücudunuzu kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruduğu düşünülen bir bileşik olan allisin üretimini artırır. Bu durumda sarımsağı çiğ tüketmenin faydası oldukça fazladır.

     

     

     

     

     

     Pişirilecekler

    Havuç: Havuçları doğramayın. Yapılan bir araştırmada doğranmamış havuçların kanser karşıtı özellikleri yüzde 25’e daha fazla oluyor. Bunların kaynatılması da karotenoid seviyelerini artırıyor.

    Domates: Domatesin pişirilmesi; hücre duvarlını yıkar ve prostat kanserine ve kalp hastalığına karşı koruma sağlayabilen likopen gibi besinleri serbest bırakır.

    Lahana: Lahana, çiğ yenmek yerine pişirildiğinde daha fazla antioksidan içerir. Bir dergide yayımlanan makaleye göre, kaynatma ve buharlama sebzelerin besinlerini korumak için en iyi yöntemlerdir.

    Mantar: Mantarın kalın hücre duvarı vardır, bu yüzden pişirmenin hücre duvarını parçaladığı için daha fazla besin maddesinin kilidini açtığı düşünülmektedir.

  • Sofraları Süslerken, Sağlığınızı Koruyan Enginar

    Şekliyle, rengiyle ve tadıyla bizlere görsel ve lezzetli bir şölen sunan enginarın, damak tadımıza yaptığı katkı kadar salığımız için de çokça faydası bulunuyor.

     

    Enginar ve Zengin İçerikleri

    Enginar birçok nedenden ötürü şifalı bir bitki olarak tüketilir. Kalp rahatsızlığı ve kanser gibi ciddi rahatsızlıkları önlemeye yönelik güçlü etkileri, karaciğer ve sindirim sistemi üzerindeki olumlu etkileri, vücuttaki zararlı maddeleri uzaklaştırarak detoks etkisi göstermesi enginarın yararları arasında sayılabilir. En önemli olan özelliklerinden biri ise mükemmel lezzeti ve birçok farklı şekilde tüketilebilmesidir.

     

     

     

     

     

    Antioksidan Etkisi Sayesinde Kansere Karşı Savaşta Yardımcı

    Yüksek miktarda antioksidan içeren enginarın en önemli faydalarından biri, kanser hücrelerini kısmen oksidasyona uğratması nedeniyle çeşitli kanser türlerini önleme kabiliyetidir. Antioksidanlar vücudumuzda sıklıkla görülen hastalıkların ortaya çıkmasını yavaşlatır. Enginarda bulunan rutin, kersetin ve gallik asit kanserli hücrelerin büyümesini önlemekte önemli rol alır.

     

    Anemiyi Önleyen Demir Kaynağı

    Demir eksikliği kadınlarda ve çocuklarda sık görülür. Demir eksikliğinin daha da düşük olduğu durumlarda karşılaşılan anemi hastalığı ciddi bir durumdur. Vücut yeterli miktarda hemoglobin üretemediğinde anemi ortaya çıkar. Demir açısından zengin olan enginar tüketildiği zaman aneminin negatif belirtilerini önler ve bir porsiyon enginar, ortalama bir kişinin günlük demir ihtiyacının yüzde 10’unu karşılar.

    Diyabet Kontrolüne Yardımcı Olur

    Enginarda bulunan yüksek miktarda lif, kan şekeri seviyesinin stabil kalmasına yardımcı olmaktadır. Enginarda bulunun lifler, glikozun kanda daha yavaş emilmesini sağlar ve lif, sindirilebilen ve insülin gerektirmeyen bir maddedir. Çözülmesi için insülin gerektirmediğinden dolayı kan şekerini yükseltmez ve dengede tutar.

     

    Cildiniz Sağlıklı ve Güzel Gözüksün

    Yediğimiz gıdalar vücudumuzun ve cildimizin katmanlarını oluşturduğu için gıdalardan elde ettiğimiz vitamin ve mineraller görünüşümüzde etkilidir. Gıdalardan elde ettiğimiz vitaminler ve minerallerin cildimizin yaşlanması, kuruması ve dokusu üzerinde büyük etkisi vardır. Vitamin ve mineral bakımından zengin olan enginar ise size güzel gözükmeniz konusunda yardımcı olur.

  • Merak ve Tutku = Lezzet

    Alıştığımız lezzetler damak tadımızın sınırlarını oluşturuyor. Yan yana gelemeyeceğini düşündüğümüz lezzetlere genellikle ön yargıyla bakıyoruz. Bu ön yargılarımızı yıkıp damak tadımızın bir üst seviyeye taşıyacak bir yöntem var.

    Gastronomi serüvenini bu günlere taşıyan en önemli etken, sahip olduğumuz bu ön yargıları geride bırakıp lezzetler dünyasında tutku dolu bir keşfe çıkılmasıdır. Günümüzde parmak ısırtan, kokusu burnumuzda tüten, yerken asla doymamak istememizi sağlayan lezzetler, bu tutku dolu lezzet keşfi sayesinde ortaya çıkmıştır. Toprağın altında yetişen bir patatesin, soframıza gelene kadar geçirdiği lezzet evrimini bu merak ve keşfetme duygusuna borçluyuz.

     

    Food Pairing Metodu

    ‘’Food pairing’’ yani ‘’gıda eşleşmeleri’’ farklı tatlar arasındaki dengeli uyumu yakalamayı sağlayan yöntemdir. Şeflere, gıda mühendislerine, araştırmacılara ve yemek tutkunlarına ilham kaynağı olur. Bu metodun asıl amacı yeni mümkün gıda eşleşmeleri keşfederek farklı lezzetler ortaya koymaktır. Bunu yaparken laboratuvar ortamlarında gıdaların aroma ölçümleri yapılır. Ölçüm sonuçlarına göre gıda eşleşmeleri yapılır ve ortaya o iştah kabartan lezzetlerin çıkmasını sağlar.

     

     

     

     

     

    Yaratıcılık ve Keşif

    Gastronomi, profesyoneller için malzemelerin seçiminden işlenmesine; pişirilmesinden sunumuna dek her aşamasına yaratıcılığın dokunuşu bulunan bir keşif dünyasıdır. Food pairing yöntemi sayesinde, lezzetler dünyasını genişletip, daha fazla keşif yapabilir hale geliyoruz diyebiliriz. Damak tadına uyum sağlayabilecek, çitayı üstlere taşıyacak birçok lezzet kombinasyonunu keşfedebiliriz.

     

    Aşina Olduğumuz İkililer

    Bugün birçoğumuzun bildiği, birbirine çok yakıştırdığımız, olmazsa olmaz dediğimiz birçok lezzet ikilisi var. Bu lezzetlerin birbiriyle olan uyumları tarih boyunca yapılan farklı denemelerle keşfedilmiştir. Elma ve tarçının ayrılmaz ikili oluşu, domatesin fesleğenle kurduğu mükemmel dostluk yüzyıllar önce bilinmezken, aradan geçen yıllar sonucu birbirine yakışan lezzetler olduğunu bu denemelere borçluyuz.

     

    Food Pairing Metodunun Faydaları

    Bu yöntemle yiyecekler dünyasına yakından bir bakış atabiliyoruz. Yiyeceklere daha yakından tanımamızın sonucu olarak daha yaratıcı, daha yenilikçi ve daha lezzetli bir mutfak elde edebiliyoruz. Geleneksel lezzetlere yapılan modern dokunuşlar sayesinde leziz kombinasyonlar ortaya çıkıyor. Standart lezzetlerin dışına çıkmamızı sağlayan bu yöntem ile lezzet düşkünlerine yepyeni bir dünya sunup, özel lezzetlerle lezzet seviyesini bir üst kademeye çıkarıyoruz.

  • Yakut Renkli Mucize; Pancar

    Yağlı peynirler ve tereyağlı çöreklerin yanında tercih edilmeyen, raflarda göz ardı edilen pancar yıllar sonra, sağlıklı yaşamın bir parçası olarak, sahip olduğu vitamin ve minerallerle, hak ettiği değeri görmeye başladı.

    Pancar sahip olduğu B vitaminleri, demir, manganez, bakır, magnezyum ve potasyum gibi vitamin ve mineraller dışında vücudunuz için oldukça faydaları etkilere de sahip. Yakut renkli mücevher diyebileceğimiz pancarın sağlığınız üzerindeki olumlu etkiler sizi oldukça şaşırtacak.

    Kan Basıncını Düzenler

     

     

     

    Pancar nitrat bakımından zengindir ve bu nitrat kan damarlarımıza etki eder damar yolunu rahatlatıp genişletir. Besin ve oksijen bakımından zengin olan kanımız için damarları adeta bir otoyola çevirir. Bunun anlamı daha iyi bir kan dolaşımı demektir ve bu kan basıncımızı düşürebilir. 2012’de yapılan bir araştırmada, sadece bir bardak pancar suyu içen 13 kişinin kan basıncında ortalama 4 ila 5 puanlık bir düşüş yaşandığı gözlemlenmiş.

    Kalp Dostu Pancar

     

     

     

     

     

    Pancar sadece kan basıncınızı ve tansiyonunuzu dengelemekle kalmaz. İçerdiği betain denilen bitki alkaloidinin yanı sıra B – vitamin folatı içerir. Bunlar kalp hastalığına neden olacak zararlı etmenleri ortadan kaldırır ve herhangi bir kalp rahatsızlığı riskinin azalmasına yardımcı olur. Düzenli bir şekilde pancar tüketerek kalbinizi koruyabilirsiniz. Pancar ile sağlıklı bir kalbe kavuşup geleceğinizi renklendirebilirsiniz.

    Metabolizmayı Düzenler

     

     

     

     

    Pancar lif bakımından oldukça zengindir. Yoğun lif dokusuna sahip olan pancar sindirim düzensizliğine sahip kişilere oldukça fayda sağlar. Bir bardak pancar, hemoroit ve bir bağırsak rahatsızlığı olan divertikülit riskini azaltmaya yardımcı olan yaklaşık 4 gram diyet lifi ve özellikle çözünmeyen elyaf içerir. Pancarda bulunan betainin de sindirimi iyileştirdiği gözlemlenmiştir.

     

    Karaciğerinizi Rahatlatır

    Karaciğeriniz mideyi temizlemek ve vücudumuza detoks yapmak için yoğun bir iş yapıyor. Karaciğerin yükünü pancar tüketerek hafifletebilirsiniz. Yapılan araştırmalara göre pancarda (ayrıca ıspanak ve kuinoa) bulunan bir amino asit olan betain karaciğerdeki yağlanmayı önlemeye ve azaltmaya yardımcı oluyor. Diyabetli insanlar üzerinde yapılan araştırmalar betainin karaciğer fonksiyonlarını geliştirdiğini, kolesterolü hafifçe düşürdüğünü ve karaciğer boyutunu azalttığını gösteriyor.

  • Soğuk Sudan Gelen Lezzet: Somon Balığı

    Özellikle Kuzey Avrupa’da kış mevsimlerinin vazgeçilmez besin kaynağı olan somon balığı içerdiği vitaminler ile birçok hastalığa karşı iyi gelmekte.

    SOMON YE SAĞLIKLI KAL

    Ülkemizin dört bir yanını saran kar yağışı nihayet ilimize de ulaştı. Kocaeli’nin birçok yerinde etkisini gösteren sağanak kar yağışı ile birlikte gözler kış mevsiminin en çok tüketilen besin kaynağı olan balığa çevrildi. İçerdiği mineral ve vitaminler ile birçok hastalığa önleyen somon balığını haftalık yemek planınıza mutlaka dahil etmelisiniz.

     

    BEBEKLERİN SAĞLIĞI İÇİN

    Hamile olan bayanların, hem bebeğin sağlığı için hem de kendi sağlıkları için her hafta somon balığı tüketmelerini doktorlar sürekli ifade etmektedirler. Özellikle gebeliğin son iki ayında bebeğin, beyin gelişim fonksiyonları etkileşime girdiği için annenin beslenmesi çok önemlidir. Omega 3 bakımından zengin olan bu balık türü bebeğin beyin gelişiminde olumlu etkilere sahiptir.

    • İçeriğinde B grubu vitaminlerden B1, B2, B3, B6, B12 ve yağda eriyen vitaminlerden A ve D’yi bünyesinde barındıran bu balık türü vitamin deposu olması nedeni ile birçok hastalığa karşı sizi korur.
    • Somon balığı içerdiği Omega-3 temel yağ asidi sayesinde vücutta biriken yağ asitlerinin sindirilmesini sağlar. Böylece damar tıkanıklığı nedeni ile oluşabilecek olası kalp krizi riskini minimuma düşürür.
    • Düzenli Somon balığı tüketmek midenin en hassas bölgesi olan mukoza tabakalarını korumaya yardımcı olur.
    • Somon balığı içerdiği mineraller sayesinde kan basıncını düşürmeye yardımcı olur. Vücudun insüline karşı tepkisini arttırır.

       

    • İçerdiği mineral ve vitaminler ile güneş yanığını önlemeye yardımcı olur.
    • Somon balığı içerisinde bulunan Omega-3 yağ asitleri sayesinde Alzheimer hastalığı ve yaşa bağlı olarak algıda düşüş gibi algı problemlerini önlemeye yardımcı olur.
    •  İçerdiği yüksek protein miktarı sayesinde vücuttaki şeker emilimini kolaylaştırır böylece kilo vermeyi sağlar. 

     

     

     

     

     

     

     

  • Creme Brulee ve Günümüze Uzanan Lezzet Yolculuğu

    Creme brulee, tarihte ilk kayıtları 1961 yılına ait bir Fransız yemek tarifleri kitabında geçmektedir. Ama bu lezzetli tatlının asıl kökeni Fransa olmayabilir.

     

    Bir Çok Ulus Onu Sahiplenmek İstiyor

    İngiltere, İspanya ve Fransa hepsi ünlü Creme brulee’nin ilk versiyonunu kendilerine ait olduğunu iddia ediyorlar. Bununla beraber, gıda tarihçileri orta çağda Avrupa’da bu tatlının çok popüler olduğunu ve bu popülaritenin kökenini takip etmeyi zorlaştırdığını söylüyorlar. Creme brulee’nin üstündeki şekeri karamelize eden ilk kişinin kim olduğu da bilinemiyor.

     

    Fransızlarda Creme Brulee

     

     

     

     

     

    Tatlının ilk Fransız versiyonlarında, aslında modern versiyonlarında olduğu gibi karameli muhallebinin üstünde yakmıyorlardı. Bunun yerine daha önceden hazırlanmış bir karamel diski koyuyorlardı. Bununla birlikte ingilizcesi ‘’yakmak’’ olan ‘’burn’’den gelen ‘’brulee’’ terimi 19. yüzyıla kadar orta çıkmamıştı ve Creme Brulee genelde soğuk servis ediliyordu.

     

    İspanyolların Creme Catalana’sı

     

     

     

     

     

     

     

    Katalanlar, zengin bir muhallebisi olan, dışı karamelize şekerle kaplı olan ‘creme catalana’nın bu tatlının kökeni olduğunu iddia ediyorlar. Creme catalana’nın tarihteki kayıtları ise 18. Yüzyıldan sonra olduğu görülüyor. Katalanlara ait bu tatlı üstünde sıcak bir karamel tabakası ve altında soğuk muhallebisiyle servis ediliyor.

     

    İngilizler Doğum Yerinin Trinity Collage Olduğunu Söylüyor

     

     

     

     

     

    Cambridge’deki Trinity College’ın Creme Brulee’nin doğum yeri olduğu söyleniyor. Trinity Collage’da mutfak sanatlarıyla ilgilenen bir öğrenci 17. Yüzyılda, krema üzerinde şekeri yakarak bir tatlı yapmış. Mutfaklarda meşhur olan bu tatlı ‘’Trinity Burnt Cream’’  olarak tanınmıştır. Tatlının bu versiyonu şekersiz ve biraz kalın olarak servis ediliyor.

     

    Creme Brulee klasik pişirme yöntemlerinin dışına çıkan harika bir örnektir. Ortaya koyduğu farklılıkla tatlı repertuvarlarında yerini almıştır. Basit bir tatlı gibi görünse de yapımı hassasiyet gerektiren bir tatlıdır ve üzerindeki çıtır karamel dokuyu yaratmak için blowtorchu kullanmak ustalık gerektirir.

  • Bir Lezzet Topu Falafel

    Falafel hazırlanırken bazen yuvarlak şekillendirilir bazen de düz bir hamburger köftesine benzer. Bazıları açık kahverengine sahipken bazen de koyu kahverengi olabilir. İçerdiği malzemeye göre yeşil renkte olanları dahi mevcuttur.

    Pütürlü ve çıtır bir dokuya sahip olan Falafel genellikle pide veya tahinle servis edilir. İşte humusun kardeşi diyebileceğimiz; Falafel.

    Dünya üzerinde humustan sonra, Falafel, nohuttan yapılan ikinci en yaygın gıdadır. Birçok Arap ve Akdeniz ülkesinde, her biri yöreye özel tarifiyle yapılır. Bugün dünyanın dört bir yanında Falafel bulabilirsiniz.

     

    Falafel Nereden Geldi ?

     

     

     

     

     

     

    Yaygın bir teori, Falafel’in yaklaşık 1000 yıl önce Mısır kıyılarında icat edildiği ve ticaret yapan tüccarlarla beraber orta doğuya yayıldığını ileri sürer. Başka bir teori ise milattan sonra  6. Yüzyıla kadar dayanıyor. Falafel’in  bu yüzyıllarda bir çok nohut tabanlı yemekler yapan Hindistan tarafından bulunduğunu düşünüyor. Genel görüş ise Falafel’in Mısırlılar tarafından icat edildiği yönündedir.

     

    Falafel Neyden Yapılır?

     

     

     

     

     

    Kısaca bir Falafel tarifi verecek olursak malzemeleri; haşlanmış nohut, kişniş, sarımsak, kimyon, tuz ve karabiberdir. Eğer Falafel yeşil renkli ise bunun sebebi içindeki kişnişin fazla olmasından dolayıdır. Falafel’e biraz daha lezzet katmak adına bazıları soğan, maydanoz, biber ve susam ekler. Pofuduk bir Falafel elde etmek içinse kabartma tozu veya öğütülmüş ekmek içi kullanılır.

     

    Öğütülmüş Bakla ile Yapılıyordu

     

     

     

     

    Bugün hala Mısır’da Falafel yapımında bakla kullanılıyor. Şaşırtıcı bir şekilde, tadı nohut ile yapılanına oldukça benzer, aynı zamanda nohuttan yapılan Falafel’in daha sağlıklı olduğu söylenmekte.

     

    Falafel’in Besin Değerleri

    100 gram Falafel 325 kalori içerir. Bu bir porsiyon Falafel’in yüzde 35’i su, yüzde 30’u karbonhidrat, yüzde 15’i proteindir. Geriye kalan yüzde 20 ise potasyum, magnezyum, folat gibi birçok vitamin ve mineral içerir. Kızgın yağda kızartıldığı zaman, normale oranla, nispeten daha az yağ içerir. Güzel bir salata ile beraber tüketildiği zaman hem doyurucu hem de sağlıklıdır.

  • Bir Lezzet Şöleni İstiridye Mantarı

    Her damak tadına uyan, kimilerine göre ‘’mantarların kralı’’ olarak adlandırılan istiridye mantarı!

     

    İSTİRİDYE MANTARI NEDİR ?

    Latince adı pleurotus ostreatus olan çok lezzetli bir mantar türüdür. Mantar sevmeyenlere bile kendini sevdirebilecek bir mantar türüdür. İstiridye mantarı faydalı bir besin türü olup doğada kavak ağaçlarının gölgelerinde yetişir. Serin bir yer, gölge ve bol oksijen istemesinden ötürü keyfine düşkün bir mantar diyebiliriz istiridye mantarına. Adını, doğanın bize hediye ettiği güzel incileri içinde barından istiridye kabuğundan almaktadır istiridye mantarı.

    İSTİRİDYE MANTARININ FAYDALARI

    İstiridye mantarı lezzetli olduğu kadar besleyici de. Demir, folat, fosfor, bakır, potasyum açısından oldukça zengin olan istiridye mantarı, tüketildiğinde birçok fayda sağlıyor.

     

     

     

    Kansızlık ile alakalı bir sağlık sorununuz varsa içerdiği demir sayesinde vücuttaki alyuvar sayısını artırmaya yardımcı olur. Folat veya demir eksikliği nedeniyle anemi şikayeti olan kişilere günlük öğünlerine istiridye mantarını eklemelerini tavsiye ederiz.

    Kabızlık ve sindirim sistemi sorunları yaşayanlar birçok yöntem deneyip hala şikayetçilerse bir de istiridye mantarını denemenizi öneririz.

    Obezite ve şeker hastaları düşük nişasta, yağ ve kalori içerdiği için obezite, şeker hastalığı ve hipertansiyonu olanlar ile çok az sodyum içermesinden dolayı nefrit ve kalp rahatsızlığı olanlar için önemlidir.

    Yüksek tansiyon sorununa içerdiği yüksek miktarda potasyum sayesinde ortadan kaldırır. Potasyum tuzun etkisinin azalmasını sağlar ve bu sayede yüksek tansiyon problemini büyük ölçüde engeller.
    Antibakteriyel olan İstiridye mantarı doğal antibiyotik özelliği gösterdiğinden dolayı çeşitli hastalıkların oluşmasına neden olan bakteri türlerinin gelişimini engellediği gibi bu bakterilerin yok olmasını sağlamaktadır. Antibiyotik kullanmak yerine doğal besinlerden yararlanmak istiyorsanız istiridye mantarı tüketin.


    PİŞİRİRKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKEN NOKTALAR

    İstiridye mantarının lezzetini kaybetmemesi için dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var. İstiridye mantarı yıkandığı zaman sünger gibi su çeker, pişirirken mantarın sulanmasına sebep olur ve lezzet kaybına yol açar. Çok küçük parçalara ayırdığınız zaman da su kaybeder, sertleşir ve lezzetini yitirir.

Rezervasyon
Rezervasyon